Red Kit

2013-11-18 19:18:00

Yazmaya niyetlenirim bazen. Hayat yükünün ağırlığı altında daha fazla dayanamaz, bir başkaldırıymışçasına yazmakta ararım dermanı. Cümleler telafi etmez mutsuzlukları, bilirim. Ama cümleleri yine de severim.

Nicedir niyetlenmedim yazmaya. Hayat yükünü kaldırabiliyorum artık. Büyüyorum yavaştan. Daha çocukça, daha hayalperest yaşadığım zamanlardan kalma bir yanım, o küçük kalmakta direnen yanım hala zorlanıyor. Hissediyorum bir yerlerde, yeniden ayaklanmaya hazır bir çocuk. Her an çıkabilir ortaya. Her an devirebilir büyümeye dair her bir şeyi. Ve devrim diyebilir adına. Varsın adı devrim olsun, ne fark eder?

Mesela televizyonda ilk çizgi film kanallarına bakıyorum bazen. Eskisi gibi güzel çizgi filmler yok artık, ya da belki de ben büyüyorum ya ondan bana eskisi gibi güzel gelmiyor çizgi filmler, bilmiyorum. Ama mesela bir Red Kid olsa ya da Şirinler, Garfield olsa ya da Pokemon, Ay Savaşçısı, Pembe Panter, Tom ve Jerry hatta. Son zamanlar hiçbirisini göremiyorum televizyonlarda. Ondan belki de böyle düşünüyorum. Çizgi filmlerin eskisi gibi olmayışına kılıf olarak diyorum büyüdüm diye.

Yazıyorum işte. Böyle zamanlar ya da öyle zamanlar. Biraz hayallere sığınıp geceleri, yatağımın içinde soğuk nefesler alıp verirken düşlüyorum. Düşlerde her zaman çıkacak bir ağaç oluyor çünkü. Binecek bir bisiklet sonra hızla inilecek rampalar, hem de hiç araba çıkmadan önüme. Sonra gökkuşağı oluyor düşlerimde, hani gökkuşağının başında define olurmuş ya, başını bulursam zengin olurmuşum ya, öyle büyük gökkuşaklarından. Ama ben para istemiyorum ki, ben düşlerimi istiyorum, düşlerimle gerçeklerin ayrımına varmadan yaşadığım, enerjimin hiç bitmediği, terler içinde kalıp da annemin sırtıma havlu tıktığı eski günleri istiyorum.

Sabah konuşuyorduk annemle. Bu kadar kafana takma, dedi. Üstünden zaman geçince sadece güzel olanları hatırlayacakmışım. Güzel şeyler yaşamaya çalışmalıymışım. Tamam, dedim. Tamam ya, ne diyebilirdim başka. Sonra televizyonu açtım, Red Kid vardı. Oturdum izledim, bitisiye kadar izledim. Red Kid’i halamın büyük oğluna benzettim sonra. Gülümsedim. Red Kit Daltonları yakaladı sonunda, kabayı da kurtardı. Sanki kasabayı değil içimdeki çocuğu kurtardı. Öylesine minnetle baktım ekrana. Sonra dedim ki: Hala bir çocuk yaşıyorsa içimde, ona büyüyecek fırsatı vermemeliyim. Vermeyeceğim. Bu güne ahdım olsun.

14
0
0
Yorum Yaz