Kışı hep özlüyorum Alexander

2015-05-27 00:22:00

Bir bardak çay, sıcacık bir gülümseme, yumuşacık battaniye. Sarılmış bir mevsim bu, sımsıkı. Devamı

Sen ve Ben

2015-04-26 09:57:00

Bilmiyor musun, sen onlar gibi olsaydın, ‘onlar’dan biri olurdun. Ben onlar gibi olsaydım biz de şimdi “onlar” olurduk. Devamı

İstanbul

2014-10-14 21:07:00

Yeni bir şehir yeni bir hayat gibi geliyor. Uzaktan çok başka görünüyor. Turist olunacak şehirler listesinin birinci sırasına hiç kuşkusuz oturtacağım bu şehirde yerleşik hayata geçmek sandığım kadar kolay değilmiş. Düzenler karmakarışık oldu. Bir düzen tutturamamış gibi dolu dolu duman soluyorum. Geceleri bir başka uyurdu Anadolu'm. Frank Sinatra dinlerken iç geçirirdim "i wanna wake up in a city that doesn't sleep" New York'a yazılmış bu sözler benim İstanbul'um olurdu. Şimdi, evimden, yaşamımdan kilometrelerce uzakta, uyumayan bir sokaktayım. Frank Sinatra'nın yüksek enerjisine yetişemediğimden Carey Mulligan'dan dinliyorum. Evrenin tüm hüznünü içinde saklayabilir hatta bazı bazı tüm evren oluverir. Sabah sayılabilecek bir saatindeyiz günün. Yeniden başlayabilecek kadar baştayız. Hadi yeniden deneyelim. "Start spreading the news, i'm leaving today. I wanna be a part of it İstanbul, İstanbul." Devamı

Sükûnet

2014-01-20 06:57:00

Anlamları yerle yeksan etmek istiyorum. Tüm kelimeleri bir kenarda toparlayıp anlamlarından sıyrılana kadar eziyet edesim var; hepsine, üşenmeden, teker teker. Sıkıldım onlardan. Söylediğim onca sözden, anlamların bir anda değişmesinden, tüm bu olanlardan sıkıldım. Anlam cehaleti diye bir şey varsa; onun içindeyim. Cahilliğim benden kaynaklanıyor. Ucuz bir masal dillendiregeldiğim yollara bakıyorum, adımlarım hesap soruyorlar. Her söze bir lafım vardı vakti zamanında, ama şimdi sükûnet gerek. Fazla sükûnet, sonsuz sükûnet. Biraz arsız, biraz sabırsız yüksek voltajlı sükûnet verin. bana  Devamı

Red Kit

2013-11-18 19:18:00

Yazmaya niyetlenirim bazen. Hayat yükünün ağırlığı altında daha fazla dayanamaz, bir başkaldırıymışçasına yazmakta ararım dermanı. Cümleler telafi etmez mutsuzlukları, bilirim. Ama cümleleri yine de severim. Nicedir niyetlenmedim yazmaya. Hayat yükünü kaldırabiliyorum artık. Büyüyorum yavaştan. Daha çocukça, daha hayalperest yaşadığım zamanlardan kalma bir yanım, o küçük kalmakta direnen yanım hala zorlanıyor. Hissediyorum bir yerlerde, yeniden ayaklanmaya hazır bir çocuk. Her an çıkabilir ortaya. Her an devirebilir büyümeye dair her bir şeyi. Ve devrim diyebilir adına. Varsın adı devrim olsun, ne fark eder? Mesela televizyonda ilk çizgi film kanallarına bakıyorum bazen. Eskisi gibi güzel çizgi filmler yok artık, ya da belki de ben büyüyorum ya ondan bana eskisi gibi güzel gelmiyor çizgi filmler, bilmiyorum. Ama mesela bir Red Kid olsa ya da Şirinler, Garfield olsa ya da Pokemon, Ay Savaşçısı, Pembe Panter, Tom ve Jerry hatta. Son zamanlar hiçbirisini göremiyorum televizyonlarda. Ondan belki de böyle düşünüyorum. Çizgi filmlerin eskisi gibi olmayışına kılıf olarak diyorum büyüdüm diye. Yazıyorum işte. Böyle zamanlar ya da öyle zamanlar. Biraz hayallere sığınıp geceleri, yatağımın içinde soğuk nefesler alıp verirken düşlüyorum. Düşlerde her zaman çıkacak bir ağaç oluyor çünkü. Binecek bir bisiklet sonra hızla inilecek rampalar, hem de hiç araba çıkmadan önüme. Sonra gökkuşağı oluyor düşlerimde, hani gökkuşağının başında define olurmuş ya, başını bulursam zengin olurmuşum ya, öyle büyük gökkuşaklarından. Ama ben para istemiyorum ki, ben düşlerimi istiyorum, düşlerimle gerçeklerin ayrımına varmadan yaşadığım... Devamı

Ahd

2013-11-13 00:46:00

Bir bardak Türk kahvesi. Kokulu, bol köpüklü. Yanında küçük meyveli lokumlar. Hafiften müzik. Küçücük bir boşluk. Boşu boşunalık hissi. Yoğunlaşan hisler. Gecenin kalan yarısı. Yarım yamalak sen giderken. Ben giderken benden. Bu da Kasım akşamına ahdım olsun; bir adımınla bin yol kat ederim. Devamı

Sessiz olun, yaşamaya çalışıyorum.

2013-08-30 22:27:00

Derbeder oldum. Hayatın işleyişine uyum sağlama gafletinde bulunduğum günlere isyan benimki. Hayat şartları sessiz kalmaya zorluyorsa, ses çıkaramaz hale geliyorsun. İçime tıktığım sesler sanki ses tellerimde düğüm düğüm oluyorlar. Sesim çıkmıyor.  Keşke bakarak konuşabilseydi insan, sadece gözleriyle anlatabilseydi her bir şeyi. Aynada kendimle konuşurken yapabiliyorum bunu. Konuşuyor sayılır mıyım? Bana sessizlik şurubu içirdiler. Bir dürtü, konuşursam çok yaralanacağımı söylüyor. Susmaya alışıyorum. Sessizlikte saatlerce oturup sessizliğin beynimde oluşturduğu akisleri dinleyebiliyorum.  Sessizliğe alışana, ses çıkarmak çok zordur. Sessizliğe alışana sessizliği bozacak birileri yoktur. Sessizlik insanı kimsesiz yapar. Hadi, biraz daha sessiz olun, yaşamaktan vazgeçiyorum. Devamı

Yaz Esintisi

2013-01-26 01:18:00

  Bazen Susacak mecali bile kalmaz insanın. Ve yine bazen Anlatacak kimsesi kalmayışını bile Anlatamaz. Korkak değildir ama korkar rüyalardan; Söylemek istediği bir şeyler varsa diye. Düşünmek istemez, Anlamak, Anlamlandırmak… Bu yüzden duymuyormuş gibi yapar. Ama en çok da kendi bilir; Kendini asla kandıramayacağını. Öyle zamanlar, Tutar kelimeleri, Dizer ipe. Sıra sıra asar balkon demirine. Bir yanda kelimeler sallanır, Biberler dizilidir öteki yanda. Hangisi daha önce kuruyacaksa… Devamı

Koçaklama

2013-01-20 20:12:00

Aramızdan geçen zamanla Bu kadar savaşmasaydık Koçaklama koymayacaktım başlığını. Devamı

Kutlu olsun.

2013-01-15 15:41:00

Bir şeyler yazdım. Ama kimse okumayacak bugün. Devamı

Düş’ünce

2013-01-07 01:15:00

  Bir kız öncesiz ve sonrasız koşullanmalarla yaşayıp gidiyor.   Durdurulamaz bir sorgulama sürecinde. Tam şuanda, zamanın durdurulmasını istiyor.   Düşler görüyor geceleri. Kâbus olacaklarını anımsıyor. Düşlüyor, düşünüyor, düşüyor.   Yaraların en derini değil, diyor içinden. Daha kötüsü de olmuştu. Ama derin diyor, öylesine derin. Devamı

Kayıp

2012-06-28 00:06:00

  “Samimiyim” demişti "...sana hiç olmadığım kadar. Korkmuyorum, cümlelerin hoyratlığından, kelimelerin derinliğinden, hislerimin değişme ihtimallerinden.” Sessizce dinledim. “Kandırmadım” dedi “…seni. Böyle olmasını hiç istememiştim.” Sessizliğin zarif camlarını kaba darbelerle yere indirişini izledim. “Korkma.” dedi. Kapattım gözlerimi. Yürünecek yollarda, benim olanlarda camdan parçalar vardı. “Batmayacak.” dedi. “Canını yakmayacak.” Ona son kez inandığımı bilmiyordum. Dışarıyla o denli meşguldüm ki iç duvarlarımın darbe aldığını görmüyordum. “Seni kandırmadım.” diyişlerinin beni son kandırışları olacağını Aldığım darbeyle daha fazla ayakta kalamayacağımı, çektiğim acılar neticesinde durdurulamaz bir değişim süreci içine gireceğimi bilmiyordum. Bilmiyordum, benden arta kalanların ona yetmeyeceğini. Bilmiyordum, ondan arta kalamayacağımı. Devamı

köle

2012-01-17 10:17:00

Güneş battı, neresinden bakarsan bak, olacakları hesaplamadan başladın.   Sorgularken yabancı hisler gibi gelir, bu farklı olacak.   Hayat durağan değil, durduğun günler, ve sessizce beklediğin, ayak uyduramadı diye kızdığın dünyaya.   Sabır, bir son olana kadar.   Bir köle gibiydi. Ve gitmeliydi.   Azad ol, azad ol, azad ol.   Devamı

beddua

2011-11-09 00:20:00

Şartlar insanlara göre değişirse bu dünyaya koşulsuz şartsız bağlanmak niye? Bir gün gelip de o kuru tabutta o kuru yaşama mahkum olacak birer bedenimiz ve kendi başına bir dünya olan birer ruhumuz varken bedenden ibaret birer mahluk gibi davranmak ne derece doğru? Ya da yanlış kavramı bu denli mi içimizde? Yine günün en kötü başlangıçları, dibine vurulmuş bir kurtulma hissi... Ansızın kurtuluşumla son bulacak olan bir dibe batış ve ardından yeni kulaçlanacak bir derinlik. Bu yolu bu denli çok kat edişimiz mi bizi ıssızlaştıran ya da bir çaba gerekmiyor mu buna? Yine ruhumun derinliği, yine ansızın dapdar gelen dünya. Yine suçlular, yine mahkumlar ve yine, olur da yanlışlıkla tutarsa diye, içimde tuttuğum kırık dökük beddualar... İşte şimdi, onlardan biri oluyor dünya. Devamı

yokluğuyla vardı.

2011-11-05 19:15:00

Güneşin yakıcılığıyla açılan mahmur gözleri vardı onun, uykusuz kaldığı geceleri, yorgun bile düşemediği soğuk yatağı vardı. Geceleri zincir yapıp ardı sıra çektiği hızlı zamanı vardı. Bir an durup düşünmek istediği sevdiceği vardı her an her nasıl yapıyorsa hayatına dahil edebildiği ama gerçekte hayatına alacak vakit bile bulamadığı. Sessizliğin kollarına sarındığı yalnızlığı vardı. Herkes kadar beklediği bir geleceği ve herkesten daha çok kaybettiği düşleri vardı. O kendisi olarak yoktu ama. Kendisini taklit ettiği farklı yaşamları vardı. Farkına varamadığı bir yoksunluğu vardı. Devamı

Çağrı

2011-09-19 12:24:00

  Zaman gibi tüketiyorlar umutları,     Zaman gibi hızla,         Zaman gibi bolca.             Ve umutsuzluk                 Yaşamın yeni adı.   Gökyüzüne baksam     Gülümser mi sarı güneş,         Yoksa güneş şimdi kızıl mı?   Günün en yorgun saatleri bunlar     Sözler duruluyor,         Gözler kapanıyor,             Uyku,                   Beni çağırıyor.                         Ağzımda,                                 Yalnızlığın kekremsi tadı.   Dudaklarım fısıldıyor,     Yine bir çağrı,         Yeni bir his değil ama,             Yıllandı ruhumda.   Dolaşmaya çıkıyor düşlerim,     Biraz hava alma isteğiyle.         Bu gidiş hayra alamet değil,             Anca havasını alacak gibi,                  Ona da alışık zaten.   Sokaklar hala ıssız     İki kişi yürüyorlar,         Biri ürkek,             Öfkeli diğeri                 En çok da kendine.   Ve zaman     En ince yerinde,         Kopası var.   Ama çanlar çalmıyor daha,     Ne gelmek vakti demek    ... Devamı

Benliğimin masalı ?!

2011-04-21 18:42:00

Sabit miyim? Depremler yıkar mı beni? Zemin sağlam mı? Kayıyor mu yoksa ayaklarım? Işıkları kim söndürdü? Elektrikler mi kesildi? Ahh, burada bir yerlerde mum olmalıydı, peki ya kibrit? Hey kibritçi kız, bana ödünç verir misin onlardan, hem seni ısıtmaya yetmiyorlar. Biraz da acıktım. Bir kaç gündür yemek yemiyorum, doğru. Kötü kalpli cadı, bir tane de bana verir misin o zehirli elmalardan? Hem zaten beyaz atlı prens gelip pamuk prensesi kurtarıyor her seferinde. Uzun yoldan geldim, yorgunum biraz. Ama onlar güçlü olduğumu zannetmeliler. Pinokyo, yalanlarından birini de benim için söyler misin? Hem burnun uzunken pinokyosun sen de. Hava kararıyor. Büyükannem bekliyor. Yabancılarla konuşma demişti annem, ama ben korkmuyorum sizlerden, ne de olsa yabancı değilsiniz bana. Çok mu büyüdüm? Parmak kadardım daha dün. Çirkin bir kurbağa gelip beni kaçırdı mı? Galiba çok yürüdüm. Bu ayakkabı ayaklarımı vuruyor. Tekini çıkarıp bıraksam kenara, bulur mu birileri, sonra da getirir mi bana? Üvey kız kardeşlerim kızar mı bu duruma? Hey kötü kurt, sen de kötü değilsin değil mi? Birazcık açsın belki. Sahi hala aç mısın? Beni de yer misin? Buraya nasıl geldim, bilmiyorum. Yol kenarına attığım ekmek kırıntılarını kuşlar mı yemiş? Yolumu bulamıyorum. Siz, masal kahramanları, biraz uyuyup uyansam başımda bekler misiniz? Düşlerime de girer misiniz? Zaman doluyor. Gitmeliyim artık. Eski püskü giysilerimle, balkabağına dönen arabamla görmemelisiniz beni. (19.04.11 , nur) ... Devamı

öğütmek.

2011-04-15 00:04:00

yaslan arkana. arkanda bıraktıklarına daya sırtını. geçmişin sabitliğinden korkma. geleceğin titrek satırlarını sil hafızandan. virgüller bırakma şimdi'nde. ve noktalarla sabitle sözlerini. değişmez değil hayat. değiştirebilirsin şartlarını. dene. gerekirse bir daha. ve sakın yanlış olmasından korkma. dedim ya değişmez değiller. canını sıkanları at kenara. öğütleri öğüt kafanda. Devamı

Gezgin.

2011-03-29 16:16:00

Mülteci şimdi kalbim. Geldiği gibi gidiyor uzaklara. Ufukları daralıyor, hakimiyeti bitiyor. Tanıdık sokaklarda yabancı oluyorum. Bilmem ne sebepten, içim yine cehennem. Şarkının da dediği gibi, bense cennetin kapılarını tıklatıyor gibiyim. Aralanan kapının arkasından gidiyorum. Sıradanlaşarak ayrılıyorum diğerlerinden. Uzak her yer. Mesafe son bulmuyor. Adımlarımsa hiç durmadan yoluna devam ediyor. Devamı

Son(uç)

2011-03-29 15:42:00

          Cesareti, cesaretsizliği hep aynı son'a çıkıyordu. Belirsizlik içinde bir bitiş ve inanç üstü bir yeniden doğuş. Son; sonuçtu, sonuç; sonsuzluk. Sonsuzluk sonu kaplayan dev bir kanundu, sonuçsuzluk boşluğun kapladığı bir hipotez... ... Devamı